Türkiye'nin II. Dünya Savaşı'na katılmadığı bilgisi, tarih derslerinden hepimizin hatırladığı temel gerçeklerden biridir. Ancak bu durum, savaşın Türkiye topraklarına hiç ulaşmadığı anlamına gelmez. Muğla'nın Milas ilçesinde karşılaştığım harap bir yapı, bana bu gerçeği yeniden hatırlattı. İlk bakışta sıradan bir yıkıntı gibi görünen bu bina, aslında Türkiye'nin II. Dünya Savaşı yıllarında yaşadığı en ilginç olaylardan birinin sessiz tanığıdır.
Milas bombardımanı, tarihi kaynaklarda kendine pek yer bulamamış bir hadisedir. Belki de bu nedenle az sayıda tarih ve özellikle İkinci Dünya Savaşı meraklısının bildiğini düşünüyorum. Ben de bu hadiseye birkaç yıl önce internette yaptığım okumalar sırasında rastladım. Türkiye'nin savaş dışında kaldığı yönündeki yaygın anlatıyla çelişen bu olay, doğal olarak dikkatimi çekti.
Milas'a yaptığım kısa ziyaret sırasında, bölgeyi incelemeye karar verdim. 1942 yılında yaşanan bombardımanın izlerini taşıdığı belirtilen yapıyı görme fırsatı buldum. Aradan geçen seksen yılı aşkın süreye rağmen ayakta kalmayı başaran duvarlar, savaşın Anadolu kıyılarına kadar uzanan etkilerini somut biçimde gözler önüne seriyordu.
Not: Tarihçi değilim. Tarihe ilgi duyan bir araştırmacı olarak bu yazıyı, Milas Bombardımanı hakkında bilgi arayanlara yol göstermek ve bu az bilinen olayı daha görünür kılmak amacıyla kaleme aldım.
Türkiye'nin Tarafsızlık Politikası ve Savaşın Gölgesi
II. Dünya Savaşı başladığında Türkiye, savaşın dışında kalmayı temel dış politika hedefi olarak belirlemişti. Bir yanda Almanya, diğer yanda İngiltere ve müttefikleri Türkiye'yi kendi yanlarında savaşa dahil etmeye çalışırken Ankara dikkatli bir denge politikası izliyordu.
Bununla birlikte Türkiye'nin coğrafi konumu, ülkeyi savaşın etkilerinden tamamen uzak tutmaya yetmedi. Özellikle Ege ve Akdeniz'de yoğunlaşan askerî faaliyetler, zaman zaman Türk hava sahasının ihlal edilmesine ve sınır bölgelerinde çeşitli olayların yaşanmasına neden oldu.
Bu olaylardan biri de 15 Mart 1942 gecesi Milas'ta meydana geldi.
Bombaların Düştüğü Gece
Resmî kayıtlara göre 15 Mart 1942 tarihinde gece yarısından sonra Milas semalarında görülen uçaklar ilçenin çeşitli noktalarına bomba bıraktı. Saldırı sonucunda 1 kişi ölmüş 2 kişi ise yaralandı ve bazı yapılar zarar gördü.
Görgü tanıklarına göre olay şu şekilde yaşandı;
"Öncelikle gece 01.00 sularında uçak sesleri ve ardından kentte silah ve bomba sesleri duyulmuştur. Uçakların aydınlatma fişeği atması sebebiyle gece yarısı hava nispeten daha aydınlık olmuştur. Ardından Milas merkezde bulunan Esentepe mevkiindeki askeri cephaneliğin yakınlarına bomba atmışlardır. Uçaklar Esentepe’den uzaklaşırken Beçin yolu üzerindeki boş tarlaları bombalamış ancak tarlaların yeni sürülmüş olması sebebiyle bombaların çoğu patlamamıştır."
Resmi açıklamaya göre bölgeye 15 adet bomba atılmıştır. Ancak kimi kaynaklara göre "bombardıman esnasında seksen tane yangın bombası, üç tane kırk kiloluk bomba ve üç tane de 250 kiloluk bomba atılmıştır. Bu bombalardan yalnızca dört tanesi patlamamıştır. Patlamayan dört bombanın iki tanesinin içinde emniyet pimlerinin bulunduğu belirtilmektedir."
Olayda Esentepe mevkinde bulunan Topbaşı Cephaneliği hedef alan uçaklar, cephaneliğin bekçisi olan Durmuş Işıldak'ın evinin önüne bomba atmışlardır. Bombaların patlaması ile bekçinin evi yıkılmış ve Durmuş Işıldak hayatını kaybetmiştir.
Başlangıçta olayı hangi ülkenin gerçekleştiği belirlenememiştir. Daha sonra İngiliz makamları bombardımanın yanlışlıkla gerçekleştirildiğini, hedefin aslında İtalya'nın kontrolündeki Rodos Adası olduğunu açıkladılar. Hava koşulları ve navigasyon hatalarının uçakları Milas üzerine yönlendirdiği ifade edildi. İngiltere olay nedeniyle üzüntüsünü bildirerek zararların karşılanacağını duyurdu.
Ancak tarihçiler arasında bu açıklamanın yeterli olup olmadığı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı araştırmacılar olayın gerçekten bir navigasyon hatasından kaynaklandığını savunurken, bazıları bunun Türkiye'ye yönelik siyasi bir mesaj taşıyabileceğini ileri sürmektedir.
Kesin olan ise savaşın resmî olarak tarafsız bir ülkenin topraklarına kadar ulaştığıdır.
Olayla İlgili Çeşitli İddialar
İngiliz hükümeti olayı yanlışlıkla gerçekleştirdiklerini kabul etmiştir ancak olayla ilgili çeşitli iddialar da söz konusudur. İlk olarak, görgü tanıkları bombardımanı gerçekleştiren uçakların Alman uçakları olduğunu motor seslerinden teşhis ettiklerini belirtmişlerdir. Ancak Milas'a düşen ve patlamamış olan bombaların İngiliz yapımı olduğu çeşitli raporlarca sabittir.
Olayla ilgili en ilginç iddialardan birisi;
"O dönem Güllük’te görevli olan bir rütbeli askerin iddiasına göre bu bombalama daha önceden planlanmış bir durumdu. Leros veya Kalimnos adalarından gelen ‘’Kosta’’ adındaki bir balıkçı Mirat Erdöl isimli ordu mensubuna bu hadisenin istihbaratını vermiş ve buna hazırlıklı olmaları gerektiğini bildirmiştir. Mirat Erdöl bu istihbaratı üst makamlara bildirerek gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamıştır. Hadisedeki en önemli nokta bombardımanın İngiliz mühimmatları kullanılarak Alman uçakları tarafından yapıldığı düşüncesidir. Mirat Erdöl o dönemde motorunun sesinden uçağın hangi ülkeye ait olduğunu anladıklarını söyleyerek Alman uçaklarının bombardımanı gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Ancak sabahleyin yapılan tetkik esnasında bombaların İngiltere’ye ait olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar birleştirildiğinde ve istihbaratın da bahsi geçen balıkçı tarafından bildirildiği kabul edilirse İngilizlerin, Ege adalarında Alman uçağı edinerek bombalama hadisesini gerçekleştirdiği ve bunu Almanya yapmış gibi göstererek Türkiye’yi Almanya’ya karşı savaşa sokmaya çalıştıkları ihtimali göz ardı edilmemelidir. Zira Mirat Erdöl’ün bir diğer iddiası da Alman uçaklarını kullanan pilotların çok iyi Almanca konuşuyor olmasıydı."
Bugün Geriye Kalanlar
Bombardımanın hedef alındığı Topbaşı Cephaneliği bugün Muğla'nın Milas ilçesinin Esentepe mevkisinde yer almaktadır. Bombardımanla ilişkilendirilen yapının önünde durduğumda ilk dikkatimi çeken şey yapının kaderine terk edilmiş olduğu oldu. Yapının çatısı çoktan çökmüş, pencerelerin demirleri paslanmış, duvarların arasından ağaçlar yükselmeye başlamıştı.
Yapıya yaklaştıkça, tarihin burada donup kaldığı hissine kapıldım. İç kısmı tamamen boşalmış olsa da ayakta kalan taş ve tuğla parçaları geçmişin izlerini korumaya devam ediyor. Özellikle pencerelerdeki demir parmaklıklar ve duvarlardaki çatlaklar, yapının yalnızca zamanın değil, yaşanan olayların da izlerini taşıdığını düşündürüyor.
Bugün çevresinde sakin bir mahalle hayatı sürerken, seksen yıldan fazla bir süre önce aynı noktada insanların savaş uçaklarının sesleriyle irkildiğini düşünmek oldukça etkileyici.
Yapının çevresinde dolaşırken beni en çok şaşırtan husus, böylesine ilginç bir tarihî olayla ilişkilendirilen bir yapının neredeyse tamamen unutulmuş olmasıydı. Ne yönlendirme tabelası ne de olayın tarihsel önemini anlatan bir bilgilendirme panosu bulunuyordu. Eğer konu hakkında önceden araştırma yapmamış olsaydım, buranın sıradan bir harabe olduğunu düşünerek yoluma devam edebilirdim.
Cephaneliğin günümüzdeki konumunu ziyaret etmek isteyenler için aşağıda Google Haritalar bağlantısını da paylaşıyorum:
📍 Topbaşı Cephaneliği Konumu
Konuma Ulaşmak İçin Tıklayınız
Fotoğraflar: Topbaşı Cephaneliği'nin günümüzdeki görünümü (Haziran 2026)
Unutulan Bir Hafıza Mekânı
Türkiye'de II. Dünya Savaşı denildiğinde genellikle savaşın dışında kalmayı başarmış bir ülke anlatısı öne çıkar. Bu anlatı büyük ölçüde doğru olmakla birlikte, Milas örneği savaşın etkilerinin ülke sınırlarına kadar ulaştığını göstermektedir.
Ne yazık ki bu tür olaylar zamanla yerel hafızanın dışına taşamamakta ve geniş kitleler tarafından bilinmemektedir. Oysa Milas'taki bu yapı, yalnızca bir bina kalıntısı değil; Türkiye'nin savaş yıllarındaki kırılgan konumunu hatırlatan önemli bir tarihî tanıktır.
Aşağıda bombalanan Topbaşı Cephaneliğinin Haziran 2026 tarihindeki halini görebilirsiniz. Görüldüğü üzere, Milas Bombardımanı hadisesiyle ilgili herhangi bilgilendirici bir not yer almamaktadır. Ayrıca yapı kaderine terk edilmiş durumdadır.
Sonuç
Milas Bombardımanı, Türkiye'nin II. Dünya Savaşı boyunca izlediği tarafsızlık politikasının mutlak bir güvenlik sağlamadığını göstermesi açısından da dikkat çekicidir. Savaşın dışında kalmak ile savaşın etkilerinden tamamen uzak kalmak aynı şey değildir. Milas'ta yaşananlar, Türkiye'nin jeopolitik konumunun savaş yıllarında ne kadar hassas olduğunu ortaya koyan küçük ama anlamlı bir örnektir.
Milas'ta yer alan bu yapı ilk bakışta sıradan bir yıkıntı gibi görünebilir. Ancak duvarlarının arasında Türkiye'nin II. Dünya Savaşı yıllarına ilişkin az bilinen bir hikâyesi saklıdır. Bugün sessizlik içinde duran bu yapı, bir zamanlar savaş uçaklarının gölgesinde kalan bir ilçenin hafızasını taşımaya devam ediyor.
Tarih bazen büyük anıtlarda değil, yol kenarında unutulmuş duvarlarda yaşamayı sürdürür. Milas'taki bu yapı da geçmişle bugün arasında kurulmuş sessiz ama güçlü bir köprü olarak varlığını korumaktadır.
Birçok Milaslının ve turistlerin önünden geçtiği ancak tarihteki yeri hakkında bilgi sahibi olmadıkları bu yapının hızla korumaya alınması ve çeşitli açıklayıcı tabelalar, yazıt vb. eklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yararlanılan Kaynaklar:
Şeker, D., & Eren, H. C. (2025). II. Dünya Savaşı Sırasında Muğla-Milas Bombardımanı (15 Mart 1942). Tarih ve Günce, 17, 135-162. https://izlik.org/JA54XW59WE
https://kulturenvanteri.com/yer/topbasi-cephaneligi-milas/ Erişim tarihi: 14 Haziran 2026.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder